Çaybaşı Mah. 1352.sk. No:8 07100 Antalya / Türkiye Pazartesi - Cuma 08:30-17:30 0 (530) 236 04 51

ENDOMETRİOZİS ve ÇUKULATA KİSTLERİ

Rahim zarı dokusunun(adet görmeye yarayan doku) rahim zarı dışında bir bölgeye yerleşmesi ile karakterize bir hastalıktır. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık %3-10 unda görülür. Kısırlık nedeniyle başvuran hastaların %25-35 inde kasık ağrısı nedeniyle ameliyat edilen hastaların ise yaklaşık %20 sinde görülür. Jinekolojide myomlardan sonra görülen en sık 2. patolojidir. Menopozdan sonra nadiren görülür. Endometriozis bazı ailelerde daha sık görülür. Kişinin 1. derece akrabası etkilenmiş ise 7 kat daha fazla görülebilir.

Hastalık vücutta birçok yerde görülebilmekle birlikte en sık sırasıyla yumurtalıklar, rahim arkasında bulunan Douglas denilen boşluk alan, rahmin karın duvarına tutunmasını sağlayan bağlar, karın zarı(periton), yumurta kanallarıdır( tüpler). Çok daha nadir olmakla birlikte barsaklar, idrar yolları, akciğerler, kemik, cilt, vajen ve rahim ağzı gibi yerlerede de görülebilmektedirler. Hastalığın bulguları genellikle yerleşim yerine göre farklılık gösterebilmektedir.

 
 

Hastalık yukarıda belirtilen bölgelerde mikroskobik olabileceği gibi gözle görülebilen oluşumlara da sebep olmaktadır. Genellikle oluştuğu yerlerde yapışıklıklara sebep olmaktadır. Hastalarda hastalık olmasına rağmen bazen hiç bulgu vermeyebileceği gibi ağrı, kanama düzensizlikleri ve kısırlık sebebi de olabilirler. Hastalığın en sık görülen bulguları kronik kasık ağrısı, ağdet sancısı, cinsel ilişkide ağrı, adet düzensizlikleri ve kısırlıktır. Kadınlık organları dışında yerleşen hastalık durumlarında şikayetler genelde adet dönemlerinde ortaya çıkar( ÖR: adet dönemlerinde idrarda kan gelme, karın ağrısı ,kabızlık, öksürükle kanama olması gibi)

Hastalığın tanısı öncelikle hastalıktan şüphelenmek ve bu yönde hastayı detaylı muayene etmeyi gerektirir. Jinekolojik muayenede endometriozisin yerleşebileceği alanlar muayenede detaylı değerlendirilir. USG de yumurtalıklarda çukulata kistlerinin olup olmadığı incelenir.

Eğer çekilmiş ise ilaçlı rahim filminde endometriozisin neden olabileceği bulgular olup olmadığı değerlendirilir. CA-125 isimli tümör belirteci bu hastalıkta yükselme gösterebilir ancak tanı için kesin gerekli bir test değildir. Endometriozisin kesin tanısı laparoskopi ile lezyonların görülüp bunlardan biyopsi alınarak patolojide incelenmesi ile koyulur( tanıda altın standart).

Tedavisinde hastanın şikayetleri ve çocuk istemi önemli rol oynamaktadır. Çocuk planlamayan veya evli olmayan kadınlarda genellikle tedavi ağrı nedeniyle yapılmaktadır. Öncelikle hastalara adet dönemlerinde ağrı kesici vermek veya düzenli doğum kontrol hapı kullandırmak bazen faydalı olsa da bu ilaçlar yeterli olmadığında hastalara cerrahi tedavi uygulanması uygundur. Ameliyatlar mümkün olduğu sürece laparoskopik olarak yapılmalıdır. Ameliyatta genelllikle çukulata kistleri çıkarılmakta ve diğer gözle görülen hastalık odakları yakılarak veya çıkarılarak tedavi sağlanmaya çalışılmaktadır. Ameliyat sonrası genellikle hastalara doğum kontrol hapları kesintisiz olarak başlanmaktadır. Endometriozis ameliyattan sonra ilk 2 yılda ne yazıkki %50 oranında tekrar oluşabilmektedir. Hastalara mutlaka hastalıkla ilgili detaylı bilgi verilmelidir.

Kısırlık nedeniyle başvuran hastalarda tedavi planı değişiklik gösterebilmektedir. Eğer hastalık yumurta kanallarında tıkanıklığa sebep olduysa hastaya tüp bebek tedavisi yapılması uygundur. Hastanın aynı zamanda yumurtalıklarında çukulata kistleri var ise 3-4 cm ve üzerinde olmadığı sürece ameliyat düşünülmemektedir. Ameliyatla çukulata kistlerinin çıkarılması sırasında en iyi ellerde bile yumurtalık dokusundan da kayıp olmaktadır yani hastanın yumurtalık rezervi azalabilmektedir. Bu durumun da hastaya mutlaka detaylı şekilde anlatılması gerekmektedir.